Site icon Gürün Haberleri

Coğrafya Kader(dir) Midir?

14.yy da yaşamış tarihçi, filozof, sosyolog İbni Haldun tarafından mukaddime adlı eserinde dile getirdiği konulardan biridir. Toplumların yaşadığı coğrafyaların toplumların kaderidir derken; O coğrafyaya ait iklimin, toprak yapısının, jeopolitik durumlarının; kısacası insanların üzerinde yaşamış oldukları bölgenin coğrafi konumu, toplumları etkilediğini dile getirmiştir. Tabi ki dönemin koşullarında Coğrafya bir kader olabilir fakat küreselleşme, teknolojik gelişmeler ile birlikte coğrafya bir kader olmaktan çıkmış, dünya küresel bir köy halini almıştır.

Bizlerde mademki bu coğrafyada yaşıyoruz, mademki bu kaderi birlikte paylaşıyoruz içinde yaşadığımız bu coğrafyayı daha temiz, daha yaşanılabilir, daha güvenli, daha müreffeh bir hale getirebilmek için hepimize büyük görevler düşmektedir.

Yaşadığımız bu coğrafya doğal zenginlikleri olan, fabrikaları olan, gençlerimize iş imkânı sağlayan bir coğrafya olmadığına göre ne yapacağız o zaman?

 

O halde ne yapılmalıdır?

Bu coğrafyada yaşayan veya kendini bu coğrafya insanı olarak gören herkesin elini taşın altına koyması gerekir.

Öncelikle bu coğrafyadaki en üst yöneticilerinden-diğer kademelerde çalışanlarına, işvereninden-işçisine, esnafından-çiftçisine, öğretmeninden-öğrencisine kısacası bu ilçede yaşayan tüm kesimlere bazı görevler düşmektedir.

Madem ki fabrikalarımız yok , madem ki ekonomik açıdan değerli doğal kaynaklarımız yok……. Ne yapacağız peki? Bu bizim coğrafya böyle! Ne yapabiliriz! Yapılacak çok bir şey yok! deyip kaderimize razı mı olacağız.

 

Öncelikle üzerinde yaşadığımız bu Coğrafya bizim kaderimiz olduğuna göre, bu coğrafya geniş sınırları, dağlık engebeli arazileri olan, kış şartlarının yoğun olarak yaşandığı bir bölge olduğuna göre, planlarımızı, programlarımızı, yatırım ve projelerimizi, makine, araç gereçlerimizi, kısacası hayatımızı etkileyebilecek ve yaşanılabilecek tüm olaylardan en az etkilenmek için her şeyiyle bu coğrafyaya uygun plan ve program yapılmalıdır. Kaynaklarımız öncelikli olarak bu coğrafya koşulları için harcanmalıdır.

Fabrikalarımız yok ise de fabrika ayarında bacasız fabrikada denilen doğal güzelliklerimiz var bu coğrafyada. Gökpınar gölü, Şuğul vadisi, Hititlerden kalma Mağara Evleri, Burç evi kalesi, tarihi Gürün Kilisesi, Aygır ve Uyuzpınar Gölleri gibi nice güzellikleri turizme kazandırmak için yerel, ulusal basın yayın organlarında tanıtımını yaparak, sosyal medya platformlarından paylaşarak ilçemizin turizm açısından cazibe merkezi haline getirmeliyiz.

Mesela Karatepe mahallesinde eski şehitlik anıtının olduğu yere veya Şuan baz istasyonu olarak kullanılan vericilerin üst tarafına, yada Gökpınar Gölüne inmeden yüksek bir yere cam Seyir Terası Yapılamaz mı?

 

Şuğul Vadisinin Girişine Küçük bir işletme açılsa, vatandaşlarımıza kış ve yaz aylarında hizmet verse kötümü olur?

Yine ilçemiz meyvecilik alanında çok önemli bir potansiyeli vardır. Kayısı, ceviz, dut, elma gibi daha birçok ürün bu coğrafya da yetiştiriliyor. Bu ürünlerin paketlenmesi, satışı, muhafazasını sağlayacak uygun bir tesisin kurulması için girişimciliği desteklemek, gerekli teşvik ve izinlerle bu girişimi yapacaklara kolaylıklar sağlanamaz mı?

 

Yine ayni şey tarım ve hayvancılık içinde yapılmalıdır. Tarım ve Hayvancılık alanında Süt toplama, Soğuk hava tesis vb. tesislerin kurulması yönünde özel kesim desteklenemez mi?

Bunları yapabilmek için de İlçemizde veya ilçe dışında yaşayan tüm görevlileri, üst düzeydeki tüm siyasetçi, akademisyen, bürokrat, diğer tüm görevliler ile işadamlarımızı, Sivil toplum Kuruluşlarını bu sürece dâhil etmek zorundayız.

 

Yazar:GÜRÜNOLOJİ

Exit mobile version